1357 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buharî «Hacc»,
«Libâs», «Cihâd» ve «Meğâzî» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Cihâd»da; Tirmizî «Cihâd»
ve «şemail»de; Nesâî «Hacc» ile «Siyer»de; îbni Mâce «Cihâd» bahsinde muhtelif
râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Hadîs-i şerîf İmam Mâlik
'in yalnız başına rivayet ettiği hadîslerden sayılır. Zîra başkalarının
rivayetlerinde «başında miğfer» yerine «siyah bir sarık» denilmiştir.
Dârekutnî: «Ben bu hadîsi İmam Mâîik'den rivayet edenleri bir cüz hâlinde
topladım; yüz yirmiden fazla oldular. İki Süfyân ile İbni Cüreyc ve Evzâî de
bunlar arasındadır.» diyor.
Ebû Ömer îbni Abdilberr
dahî: «Bu hadîsi yalnız İmam Mâlik rivayet etmiştir; başkasından rivayet
edildiği bilinmiyor; onu İbni Şihâb 'dan sahih senedle Mâlik'-den başka rivayet
eden olmamıştır.» demiştir. Gerçi İbni Şihâb'ın kardeşi oğlu da amcası
vasıtasîle Hz. Enes 'den aynı hadîsi rivayet etmişse de onun rivayeti hemen
hemen sahîh değildir; deniliyor.
Miğfer hadîsini rivayet
edenler arasında Bişr b. Imrân ile Mansûr b. Selemete'l-Huzâî'de vardır. Bunlar
miğferin demirden olduğunu söylemişlerdir ve ikisi de mu'temed zevattır. Aynı şekilde
rivayette bulunan birçok râvîler daha varsa da onlar derecesinde şâyan-ı
i'timâd değillerdir.
Ravh b. Ubâde'nin aynı
isnâdla rivayet ettiği hadîsde : «Üzerinde miğfer olduğu halde tavaf etti»
ziyâdesi vardır. Bu ziyâde başkalarının rivayetlerinde yoktur. Abdullah b.
Ca'fer el- Medînî'nin İmam Mâlik'den, onun da Zührî'den, onun da Enes
(Radiyallahu anh)'dam naklen rivayet ettiği hadîsde: «Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Mekke'nin fethi günü, başında miğfer olduğu hâlde Hareme
girdi de Hacer-i Esved'i bastonla istilâm buyurdu.» denilmektedir ki, bunu da
Abdullah 'dan başka İmam Mâlik'den rivayet eden olmamıştjr. Bir rivayette
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in fetih yılının ramazânında Harem'e
girdiği ve oruçlu olmadığı bildirilmiştir. Fakat hadîsi bu isnâd ve bu lâfızla
İmam Mâlik'in rivayet ettiğini bilen yoktur. Yalnız Süveyd b. Saîd’in İmam
Mâlik'den onun da İbni Şihâb'dan, onun da Enes (Radİyallahu anh)'dan naklen
rivayet ettiği hadîsde:
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) fetih yılında Mekke'ye ihrâmsız olarak girdi» denilmiştir.
İbnü'l-Arabî'ye «Bu
hadîsi İmam Mâlik'den başka rivayet eden olmamıştır> denildiği vakit: «Ben
onu Mâlik, tarîkinden başka on üç tarîkdan rivayet etmişimdir.» mukaabelesinde
bulunmuştur. Ulemâ onu bu husûsda itham etmiş; ve ölçüsüz konuştuğunu
söylemişlerse de Aynî kendilerine şu cevabı vermiştir: «Bu meselede ulemâ hatâ
etmişlerdir; zira bu bâbda bilgileri az; ve İbni'l-Arabî'nin bildiklerine vâkıf
değillerdir. Üstadımız Zeynüddîn (Rahimehullah)'e: Bu hadîsi Zührî 'den yalnız
İmam Mâlik rivayet etmiştir; denilince; onun Zührî'nin kardeşi oğlu ile Ebû
Üveys, Ma'mer ve Evzâî tarîklerinden de rivayet olunduğunu; Zührî'nin kardeş
oğlu rivayetini Bezzâr, Ebû Üveys rivayetini İbni Sa'd ile îbni Adiy, Ma'mer rivayetini
îbni Adiy, Evzâî rivayetini Mizzî tahrîc ettiklerini söylemişti. Mamafih (bunu
yalnız Mâlik rivayet etmiştir) sözünün (sahih olmak şartîle) mânâsına
hamledilebileceğini söyleyenler de olmuştur. Çünkü başka tarîklerde sahih
şartları yoktur.»
Miğfer: Bâzılarına göre
başa giyilen çelik telden örme zırhtır. Bir takımları başa giyilen tas
şeklindeki mahfazanın saçakları mânâsına geldiğini söylemişlerdir. îbni
Abdilberr: «Miğfer, başı silâhtan koruyan tas ve benzeri şeylerdir; demirden de
başka şeylerden de yapılabilir» diyor.
Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'e gelen zât Ebû Berzete'l-Eslemî (Radiyallahu anh) idi.
İbni Hatal'in ismi
ihtilaflıdır. Bâzıları Abdullah, diğer bâzıları Hilâl olduğunu söylemişlerdir.
Fakat Kelbî'nin beyânına göre Hilâl olması doğru değildir. Hilâl onun
kardeşinin ismidir. Esah kavle göre cahiliyet devrinde ismi Abdü'l-Uzzâ imiş;
müslümanlığı kabul edince kendisine Abdullah denilmiş. Bunun Abdullah b. Hilâl
olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Gâlib b. Abdillâh b. Hatal adını taşıdığını
iddia edenler de vardır.
İbni Hatal'i kimin
öldürdüğü dahî ihtilaflıdır. Bu meyanda Ebû Berze, Saîd b. Hureys el-Mahzûmî,
Zübeyr b, Avvâm ve Ammâr b. Yâsir (Radiyallahu anh) hazerâtının isimleri
geçmektedir. Bir rivayete göre onu öldürmek için Saîd b. Hureys ile Ammâr b.
Yâsir koşmuşlar; Saîd daha genç olduğu için Ammar'ı geçmiş ve öldürmüştür.
Fakat esah olan rivayete göre İbni Hatal’i Hz. Ebû Lerzete'l-Eslemî
öldürmüştür. Diğer zevat da öldürmek için koşmuş; ancak bu işi fi'len Ebû Berae
icra etmiştir.
Vâkıdî'nin beyanına göre
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün on kişiye emâ'n vermemiş;
onların öldürülmesini emir buyurmuştur. Bunların altısı erkek, dördü kadındır.
İbni Hatal'ın
öldürülmesine sebep, irtidâd etmesidir. Bu adam evvelce müslümandı. Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini zekât toplamağa me'mûr etmiş; yanına da
Ensâr'dan birini vermişti. İbni Hatal'ın bir de müslüman hizmetçisi vardı. Bir
yerde konakladılar. İbni Hatal hizmetçiye, bir teke keserek kendisine yemek
hazırlamasını emretti; ve uykuya yattı. Uyandığı zaman emrinin yerine
getirilmediğini görünce üzerine hücum ederek hizmetçiyi öldürdü. Sonra kendisi
de irtidâd etti; ve müşrik oldu. İbnİ Hatal'ın iki cariyesi vardı. Bunlar
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'i hicvederek şarkılar söylerlerdi.
İbni Abdilberr'in
beyanına göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ensâriyi bu kaafileye emir
ta'yîn etmişti. Yolda giderken İbni Hatal onun üzerine hücum ederek öldürdü; ve
malını alarak kaçtı..Rivayete göre İbni Hatal vahi kâtiblerindenmiş. Fakat ayetlerde
takdim ve te'hîr yaparmış. Kendisine «iki kalpli» derlermiş.
«Âllah hiç bir kimsenin
içinde iki ka!b yaratmamıştır. .» [ Ahzab 4 ] âyet-i kerîmesi onun hakkında
nazil olmuş.